
Yazmak, ciğerime oturmuş keder ağını söküp atar mı bilmiyorum. Bilmiyorum uykuyu reddeden kirpiklerime düşer mi sessiz dinginliği zamanın.
Gecenin ilk yarısı... Firkatin acısını nakış nakış dokuyorum aşkının tezgâhına. Sönen yedi renk kuşağımdan kalan renksizliği dokuyorum kayıplarıma ey yar!
Vakit ki ayrılık vakti…
Dilimi damağımı kurutan ayrılık haberini düşürdüğünden beri gözlerime, yüreğimde seni arıyorum ey yar! O bir tek an ki düşen gözlerimin önüne sensiz. O bir tek an, ölümün zamansız gelişi gibi acı ve çaresiz.
Ölümüne sevdamın beni terkedişine ağlıyorum gecenin ilk yarısında feryat figan. Ağlıyorum ruhumun mahzun ve kederli kalbi gibi sessiz.
Ruhum amansız feryatlar koparıyor, yoksun bırakılmışlığına. İçimde kaybolan yeşil ışığı arıyorum, kandil kandil çoğalan akşam karanlığında.
Yer ve gök şahidimdir ki, sevgini üzerimden çektiğin andı ve bir karanlığın ortasında bıraktığın andı parçalanışı, gelecek düşlerimin. Dünyanın başıma yıkıldığı andı o. Yokluğunu hissetmek, yokoluşumdu ey yar! O andı nefessiz kalıverişim. Binlerce hançer vurulmuşçasına bedenime, bir kasırganın tam ortasında kaldığım o andı ey yar!
Ey yar!
Sevgilinin himmetine sığınmış yüreğime bir kavi tokat gibi indi terkedişin. Rahmetin sırrına eremeyişimin, salihler divanı ile buluşamayışımın acısını binlerce kanlı ok çakılmış gibi hissediyorum şimdi hücrelerimde.
Ümidimdi ki, aşk ehlinin irfan okyanusunda çırpınan liyakatsiz yüreğime, himmet nazarları ile ışığı değer sevgilinin. Ümidimdi ki o mânâ güneşinin sırra açılan elleri açar bana, o muazzam kapısını sırlara garkettiğin bir muazzam gecenin.
Bilemedim ki hazan değecek bir yalnızlık akşamında daha ruhuma, hüsrana terkedileceğimi bilemedim liyakatsiz yüreğimin. Oysa sen hep en güzeli dileyen ve en çok sevendin ey yar! O bir tek gece ki, kayıp düşlerimin ardında, kandamlası acılar arasına sıkışmış bütün dileklerimin sana eriştiği tek gecedir diye, sene boyu beklediğim.
Değil senelere yığın yaptığım özlemimi, kalbimi avuçlarına bıraktığım o geceye erişemeyişin hüznünü yaşıyorum şimdi. İdraksizliğime ağlıyorum, haketmediğim için benden çektiğin sevgine ağlıyorum ben ey yar! Sana ağlıyorum ve sensiz kalışına yüreğimin. En sevgiline talebe olmaya yakışmayan yüreğime ağlıyorum ey yar!
Sen, aşkı aşk gibi yaşayamayan yüreğimi terk ettin diye, ciğerim sökülürcesine ağlıyorum şimdi. Biliyorum ki sevginin kadrini bilemeyişimdir sebep terk edişine. Uğruna bir can veremeyişimdir, terkedişine sebep beni ey yar!
Dizginlerini korkunun eline vermiş bir kalbe nazar etmeyeceğini fısıldarken sen kulağıma, candan geçmedikçe aşka erilmeyeceğini söylerken sen, körü körüne kaybettiğim zamanlarıma ağlıyorum ben şimdi. Teslimiyetin ışıklar saçan sabahına erişemeyişime ağlıyorum ey yar!
Umudum külleniyor, sadrıma düşürdüğün kor alevler arasında.
Arş-ı alâyı kuşatan sevgililerinle kucaklaşacağıma inandığım o benzersiz lütfuna erişemeyişim, riyakâr yüreğime vurulmuş bir kavi tokat gibi savuruyor ey yar beni!
Algısızlığımın birer birer tükettiği ışıklarım sönüyor... Sönüyor gönlümün bahar köşesinde yeşerttiğim beyaz ötesi çiçeklerim. Değil mi ki sen sevgine lâyık olmayan sevgime yüz çevirdin, gelmiş gelecek bütün gülüşlerim sönüyor ey yar!
Ben ki çöllerde esen fırtınalara yakalanmış bir kum tanesi gibi bırakmıştım kendimi sana. Ürkek kalbimi besleyecek sevdanın kollarına güvenle bırakmıştım kendimi ey yar! İçimde yaşama dair ne kadar kırıntı varsa, sana dair umut ışıklarına çevirmiştim hepsini...
Şimdi sen bir başıma, yalnız ve kayıp limanlarda bırakırsan beni, aldığım her nefeste duyduğum o derin özlem sana götürmeyecekse eğer beni, yaşamak değil; bir kara ölümden başkası değildir bekleyen beni. O vakit yaşamak, sensizliğin ölüm çukuruna hapseden bir zindandır bedenimi.
Eğer bir daha uzanmayacaksa gönül dünyama rahmet ellerin. Ey yar! O vakit ben bir yalandan başkaca neyim?
Yalan değil mi, sen yoksan gözümün gördüğü bütün bu iklimler. Yalan değil mi her zerresi yerlerin ve göklerin? Bu yığınlarca insan yalan değil mi, ey yar?
Dağa bayıra nakşettiğin sevdanı göremeyecekse bundan gayrı gözlerim, yalan değil mi bu bakış, bu can bu tende yalan değil mi ey yar?
Yalan!
Herşey yalan, ben denen bu benlik yalan ey yar! Varlığım yalan, sözlerim yalan, gözlerimin bakışı, yüreğim yalan.
Ben yalanım, eğer sen bende yoksan.
Ah yar, ölmez miyim sensizliğin bir anlık seferinde. Ayrılığın o tek nefesinde karalar bağlamaz mıyım?
Taş kesmez mi dizlerim, sensiz yürüyebilir miyim hiç? Ah yar, söyle kan dolar mı bedene, bu kalp bu bedende atar mı sensiz?...
Ben ki bir fukara kalbim gurbetin sokağında. Unutma yalvarırım, unutma beni. Aradığım bir sendin yürüdüğüm o zindansı yollarda, unutma ey yar! Ruhumun yolu bildim kalbimin rotasını unutma ey yar!
Bilmez misin ki bir sende alıyordum şu hayatın tadını. Bilmez misin ki yerler gökler ardınca bir sendin dilediğim. Sadrıma yar bildiğim, kalbimi avuçlarına verdiğim bir sendin bilmez misin?
Şimdi sen bırakıp gidersen, yalnız sana bakan şu gözler, sensiz görür mü ey yar?
Öyleyse gitme. Bırakıp beni gitme ey yar! Ölmeden ölmedikçe ben, teslim sabahına ermedikçe sakın bırakıp gitme.
Ey yar, yangınlara saldın bu gece beni! Dermanını aldın senle dolaşan dizlerimden. Gözlerimin ışığını aldın ya ey yar! Soldu mavi nefesim, gül bahçeme değen gül bakışlarım söndü.
Şimdi ben hangi taşa başımı vurup ağlarım sensiz. Kime derdim söyleyip ondan medet dilerim.
İşte yine yalnızca sana ağlıyorum, içimde bir deli fırtına. Bilmiyorum bitecek mi bu amansız bekleyiş.
Kalbime nur yağmurları dökülecek mi aşka teşne yüreklere düşen nur tanelerince. Sevgin sevgime el verecek mi yeniden bilmiyorum.
Unutma beni.
Geceme gün değinceye dek senden seni dileyecek yüreğimi unutma ey yar! Unutma beni bende.
Unutma ki dileğimdir, dirilmek hiçliğin seherinde.
Ey canda yegâne canan!
Unutma ki istemem seni benden, beni senden alan her ne varsa şu bedende...
Al götür ey yar, al götür sensizliğime sebep olan her zerreyi! Beni senden alanı iliklerime kadar kurut ey yar! Kurut kuytularda kalmış kara akışını damarlarımın.
Ey dağa taşa ilmek ilmek kudretini nakşeden yar. Unutma sana bakan gözlerin ışıltısında yok olmayı dilediğimi.
Ne olur yok et, beni senden ırak tutan kalbimin kara defterini.
Ve yıldız yıldız sana davetkâr gecenin gözlerinde yeniden dirilt beni.
Onur Çelik
SAYFAMIZA BUYURMAK İSTERSENİZ buraya TIKLAYIN
hakyolcusu
ANA SAYFAMIZA GİTMEK VE DAHA BİR SÜRÜ BUNA BENZER GÜNCEL BİLGİLER ALMAK
İÇİN LİNKE TIKLAYIN http://anamerkezblog.blogspot.com/
ANA SAYFAMIZA GİTMEK VE DAHA BİR SÜRÜ BUNA BENZER GÜNCEL BİLGİLER ALMAK
İÇİN LİNKE TIKLAYIN http://anamerkezblog.blogspot.com/